Cerenile Sonsuz Dünyam Hoşgeldiniz!



ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP


Image and video hosting by TinyPic

Hakkımda

Türkiye'nin ilk ve tek Ece Erken fan bloguna hoşgeldiniz! Burada Ece Erken'e dair herşeyi bulabilirsiniz. Ayrıca sadece Ece Erken'e değil, hayata, dünyaya dair herşeyi bulabilirsiniz. İyi eğlenceler diliyoruz, sevgilerle...

Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic

Arkadaşlarım

iremkiz

zeytunirem

mmelikee

comical

candydoll

happyjale

busray

bilgek

asenagirl

sihirperisi

gulsehri1995

cenkleherseyyy

purplegirls

sevgiciniselen

zremlekiz

dilekkiz

gizemleherseyy

altinpaten

lolitakiz

morkizz

happyderya

helenabetty

akillikiz

ezgiardic

suedefne

sipsevdiasli

avrilcilar

melisa19

saraylarguzeli

avrillavigne678

magicalgirl

pembepatencikiz

eglnce

sihirperisibahar

strawberrygokce

pembegezegenim

iloshgirl

busenindusleri

hafize keklik

superisimeltem

solmazeda

iremcafe

piyanistgirl

crazyemogirls

irmaklahersey

wicketgirl

ozelsekerler

ayse78

angela

hareketliarzu

N.Sıla Suvar

happyesrosh

jelib10

happyseymosh

tatliearth

nisaylaeglence

limonkiz

mutluperi012

cicekulkem

Nilufer Sariaslan

rockkralicesii

simliresimlerimiz

sihirlirockmeleqi

minikpericik

gamzedensablonlar

ecosileherseyy

perikizlaringundesi

aleynadiyari

aslikiz00

kubraylahersey

parlayanelmas

enbuyukhepsiciblog

bolibonkiz

rosalina

happykiz

hilaryduffveevril

incikutum13

haadsahnesi

magicalcherry

stubborngirl

happyselenay

cheerygirls

farklidunyalar

tofitajelibon

mutludusler

kitapbilgesi

iroshcafe

lanetlikizlar

peridenkodlar

Beyza ??



Cerenile

25/2/2009 - Metal Ametal Ve Soygaz

Metallerin Özellikleri

1} Metallerin büyük çoğunluğu normal koşullarda katı halde bulunur ancak cıva sıvıdır.

2} Bütün metaller parlaktır (Metalik parlaklık). Işığı yansıtırlar.

3} Metaller sert ve yumuşak olabilir. Sert olan metal yumuşak olanı çizer.

4} Metaller, tel, levha ve toz haline gelebilir. Metaller esnektir; eğilip bükülebilir.

5} Elektrik ve ısıyı iletir.

6} Soy metaller (altın, platin gibi) dışında diğer metaller havada paslanır.

7} Metaller birbirleriyle bileşik yapmaz. Ancak birbiri içinde eritilerek karıştırılabilirler ve alaşım oluştururlar.

8} İki veya daha çok metal birbiriyle molekül oluşturmaz.

9} Moleküllerin öz kütleleri büyük, erime noktaları yüksektir. Örneğin, demir 1535°C'de erir. Yoğunluğu 7,8 g/cm3'tür.

10} Metaller, daima elektron vererek (+) yüklü iyon (katyon) olmak ister.Çünkü son yörüngelerinde 1,2,3 elektron barındırabilirler.

11} Metallerin çoğuna (Na, Mg, Fe, Zn gibi) asitler etki eder. Bunun sonucunda tuz oluşur ve hidrojen gazı açığa çıkar.


Ametallerin Özellikleri

Şablon:Ametallerin özellikleri

  • Isı ve elektriği iletmezler (Grafit hariç).
  • Yüzeyleri mattır.
  • Kırılgandırlar,tel ve levha haline dönüştürülemezler.
  • Bileşiklerinde hem pozitif hem de negatif değerlikte olabilirler.
  • Oda koşullarında katı,sıvı veya gaz hallerinde bulunabilirler.
  • Elektron almaya isteklidirler çünkü son yörüngelerinde 5,6,7 elektron barındırabilirler.
  • Erime Noktaları,Kaynama Noktaları ve Yoğunlukları düşüktür.
  • Kendi aralarında kovalent bağlı bileşik oluştururlar.
  • Metallerle iyonik bağlı bileşik oluştururlar.
  • Oksijenli bileşikleri asidik özellik gösterir.
  • Doğada moleküler halde bulunurlar.
  • 1A grubunda sadece hidrojen ametaldir.

Soygazların Özellikleri

Soygazların genel özellikleri

  • Hepsi oda koşullarında gazdır.
  • Doğada tek atomlu halde bulunurlar.
  • Ksenon(xe) hariç bileşik oluşturmazlar ve bağ yapmazlar
  • Isı ve elektriği iyi iletmezler.
  • Reaksiyona girme istekleri yoktur.
  • Saydamdırlar.
  • Işığı geçirirler.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image and video hosting by TinyPic

25/2/2009 - Fiziksel Ve Kimyasal Değişmeler

FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞMELER

Fizksel değişmeler:
Maddenin dış görünüşü ile ilgili, ölçülebilen hissedilebilen veya gözlenebilen özellikşlere fiziksel özellikler denir. Renk, koku, tat, kırılganlık, özkütle, katı,sıvı ve gaz halde olma gibi özellikler fiziksel özelliklerdir.
Maddenin fiziksel özelliklerinde meydana gelen değişmelere fiziksel olay denir. Örnekler:
• Kömürün toz haline gelmesi
• Demirin tel ve levha haline gelmesi
• Kağıdın yırtılması
• Suyun buharlaşması
• Şekerin suda çözünmesi
*** Bu olaylar sonunda maddenin iç yapısında değişme olmaz.
*** Bütün hal değiştirme olayları fiziksel değişmedir.

Kimyasal değişmeler:
Bütün maddeler atom veya molekül dediğimiz küçük taneciklerden oluşur. Maddelerin atom veya molekül yapılarıyla ilgili özelliklere kimyasal özellikler denir. Yanma, çürüme, paslanma, bileşik yapma gibi özellikler kimyasal özelliklerdir.
Buna bağlı olarak bu özelliklerde meydana gelen değişmelere de kimyasal değişmeler denir. Kısaca maddenin iç yapıdsında meydana gelen değişmeler kimyasal değişmelerdir. Örnekler:
• Kağıdın yanması
• Mumun yanması
• Sütün ekşimesi
• Yumurtanın bozulup çürümesi
• Demirin paslanması
• Fotosentez olayı
• Solunum olayı

*** Kimyasal değişmeler sonucunda maddeler başka maddelere dönüşür.
*** Bütün yanma olayları kimyasal değişmedir.


BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
1- Cam akıcılığı çok az olan bir sıvıdır.
2- Tırnakların, saçları uzamasının bir kimyasal değişme olduğunu biliyormusunuz?

Çevre bilinci
Karbonun yanması kimyasal bir değişmedir. Bu olay sonucunda açığa karbon dioksit çıkar. Havadaki karbon dioksit oranının artması yaşamımızı olumsuz etkiler. Karbon dioksit oranının artması atmosferin ısınmasına sebep olur. Bu da kutup buzlarının erimesine yol açabilir. Buzların erimesi fiziksel bir değişmedir. Kutup buzulları bizlere çok uzak olduğu için ilk başta pek dikkatimizi çekmiyor ama aslıda su akışkan olduğu için su seviyesindeki değişiklik neticede bizleri etkileyecektir. Küresel ısınma bazı bölgelerde suları aşırı buharlaştıracağı olacağı için kuraklıklara da sebep olacaktır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image and video hosting by TinyPic

25/2/2009 - Periyodik Cetvel







Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image and video hosting by TinyPic

25/2/2009 - Duyu Organlarımız (Konu Anlatımı)

Duyu Organlarımız (Konu Anlatımı)

 

 

Çevremizi algılamamızda görevli olan göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır.

Duyu organlarımız birlikte çalıştığında çevremizi algılamamız daha kolay ve doğrudur.Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini, yumuşaklığını, sıcaklığını vb. özelliklerini duyu organlarımız sayesinde hissederiz. Uyarıları dış ortamdan alarak sinirlere aktaran, duyu organlarının yapısında bulunan özel hücrelere duyu almaçları adı verilir. Farklı duyu organlarımız için farklı almaçlar vardır. Uyarı, ilgili almaç tarafından alındığı zaman uyartıya dönüşür. Uyartılar, duyu almaçları sayesinde, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir.  Bu merkezler, kendilerine ulaşan uyartı mesajını değerlendirir, mesajın gerektirdiği cevabı vücudun ilgili bölümlerine gönderir ve bu bölümlerin cevabı yerine getirmesini kontrol eder. Bu sayede dış ortamdan gelen uyarıları algılarız.

 

Önemli NOT:

* Duyu organlarımızın beraber çalışması durumunda algılamamızın daha kolay ve doğru olur.

* Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini vb. duyu organlarımız sayesinde hissederiz.

* Dış ortamdan duyu organlarımız ile aldığımız uyarıları sinirlere aktaran özel hücrelere “duyu almaçları” adı verilir. Duyu almaçlarının, duyu organlarının yapısında bulunur.

* Farklı duyu organlarımız için farklı almaçlar vardır. Duyu almaçları sayesinde uyartıların, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir. Beyindeki ilgili merkezin kendisine ulaşan uyartı mesajını değerlendirip mesajın gerektirdiği komutları vücudun ilgili bölümlerine verir ve bu bölümlerin verilen komutları yerine getirmesini kontrol eder. Böylece dış ortamdan gelen uyarıların algılanması sağlanmış olur.

 

Görme Organımız Göz


Aşağıdaki fotoğrafı inceleyerek gözümüzü koruyan ve görme işinde görevli olan yapıların neler olduğunu söyleyebilir misiniz? Göz, çevremizden aldığı ışık sayesinde görmemizi sağlayan duyu organımızdır. Gözümüzü koruyan yapılar kaşlar, göz kapakları, kirpiklerdir.Gözümüzde ayrıca gözyaşı bezleri ile göz yuvarlığını göz çukuruna bağlayan ve bunların hareketini sağlayan kaslar bulunur. Aşağıda şekli inceleyerek gözün görmesini sağlayan bölümler hakkında bilgi edinelim.

 

 

Göz sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabaka (retina) olmak üzere üç bölümden
oluşur.
Gözün Bölümleri
a) Sert Tabaka: Gözün dışında bulunan beyaz renkli kısımdır ve gözü dış etkilerden korur. Işığı kıran bu tabakaya saydam tabaka (kornea) adı verilir.
b) Damar Tabaka: Sert tabakanın altında yer alır ve gözün beslenmesini sağlayan damarlardan oluşur. Damar tabaka, gözün ön kısmındaki irisi oluşturur. iris gözün renkli kısmıdır. irisin ortasında bulunan kısma göz bebeği adı verilir. iris, gözümüze gelen ışığın şiddeti fazla olduğunda göz bebeğini daraltır, az ışıklı ortamlarda ise göz bebeğinin büyümesini sağlar.
c) Ağ Tabaka (Retina): Işığa karşı duyarlı almaçların bulunduğu kısımdır. Ağ tabakadaki sinirler birleşerek göz yuvarlağının arka tarafından çıkıp beyne gider. Sinirlerin göz yuvarlağından dışarı çıktığı yere kör nokta adı verilir. Kör nokta ışığa karşı duyarlı değildir ve burada görüntü oluşmaz. Kör noktanın üst kısmında ve göz bebeğinin hizasında bulunan çukur bölgeye sarı leke denir. Görüntü sarı lekede meydana gelir. Ağ tabakanın ön kısmında göz merceği bulunur.

 

Nasıl Görürüz?

 

1. Cisimlerden yansıyan ışık ışınları, önce saydam tabakaya gelir ve burada kırılır. Kırılan ışın ardından göz bebeğine gelir.
2. Göz bebeğinden gelen ışınlar, göz merceğinde tekrar kırılarak ağ tabaka üzerine düşer.
3. Ağ tabakada yer alan sarı leke üzerinde ters bir görüntü oluşur. Oluşan görüntü buradaki görme almaçları tarafından algılanır.
4. Algılanan görüntü, görme sinirleri vasıtasıyla beyindeki görme merkezine iletilir. Ters görüntü, beyindeki görme merkezinde düz olarak algılanır. Böylece görme gerçekleşir.

 

Göz Kusurları ve Bu Kusurların Tedavi Yolları
Göz kusurları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Doğuştan olan bazı göz kusurları şunlardır:

Renk körlüğü (Daltonizm): Kırmızı ve yeşil renklerin birbirinden ayırt edilemediği bir göz kusurudur. Tedavisi yoktur. Yandaki resim renk körlüğünün belirlenmesinde kullanılır.

 


Şaşılık: Gözü hareket ettiren kasların uyumsuzluğu sonucunda oluşur, ameliyatla giderilebilir.
Aşağıdaki çizelgede sonradan oluşan bazı göz kusurları, bu kusurlara sahip kişilerin nasıl gördükleri ve bunların tedavi yolları verilmiştir.

 

 

 

Gözlük ve kontak lensler, bazı göz kusurlarının tedavisinden kullanılan teknolojik araçlardandır. Saydam tabakadaki saydamlığın bozulduğu veya yok olduğu ya da bu tabakanın şeklinin değiştiği durumlarda hastalara kornea nakli yapılır. Kornea nakli, gözün bozuk olan korneasının sağlam bir kornea ile değiştirilmesi işlemidir.

 

Önemli NOT:

 

Göz görmemizi sağlayan duyu organımızdır.

Göz kaşlar, göz kapakları, kirpikler ve gözyaşı bezleri ile göz yuvarlığını göz çukuruna bağlayan ve bunların hareketini sağlayan kaslardan oluşmuştur.

Gözün görmeyi sağlayan bölümlerinin sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadır.

İris gözümüze gelen ışığın şiddeti fazla olduğu zaman göz bebeğini daralttır, az ışıklı ortamlarda ise göz bebeğinin büyümesine sebep olur.

 

İşitme Organımız Kulak


Kulaklarımız işitmemizi ve dengemizi sağlayan duyu organımızdır. Suya atılan bir taşın oluşturduğu dalgalar gibi havada da ses dalgaları mevcuttur. Bu ses dalgaları kulağımızdaki duyu almaçları ile algılanır. Aşağıdaki şekli inceleyerek kulağın bölümleri hakkında bilgi edinelim.

 

 

Kulak dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur.
Kulağın Bölümleri
a) Dış Kulak: Kulak kepçesinden ve kulak yolundan oluşur. Kulak yolunun sonunda kulak zarı bulunur. Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir. Kulak yolu, kulak kepçesini orta kulağa bağlayan bir kanaldır. Kulağımız kulak kiri olarak adlandırılan bir sıvı salgılar. Bu sıvı, kulak yolundaki kıllar ile birlikte kulağa giren toz vb. maddelerin kulak zarına ulaşmasını engeller.
b) Orta Kulak: Orta kulakta çekiç, örs, üzengi kemikleri, östaki borusu ve oval pencere bulunur. Üzengi kemiği vücudumuzun en küçük kemiğidir. Çekiç kemiği kulak zarına, üzengi kemiği ise iç kulaktaki oval pencereye temas eder. Bu özellikleri ile kulak kemikleri, kulak zarını iç kulağa bağlayan bir köprü oluşturur. Östaki borusu orta kulaktan yutağa açılır. Böylece orta kulak ile vücudun dışı arasındaki basınç farkını dengeleyerek kulak zarının yırtılmasını engellemiş olur.
c) iç kulak: Dalız, salyangoz ve yarım daire kanallarından oluşur. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza iletir. Salyangozda işitme sinirleri vardır ve gelen ses dalgaları işitme sinirleri ile beyne iletilir. Vücudumuzun dengesinin bozulup bozulmadığını beyinciğe bildirme işini salyangozun üst kısmındaki yarım daire kanalları yapar.

 

Önemli NOT:

 

İç kulakta yarım daire kanalları vücudun dengesini sağlanmasında önemli rol oynar. Vücudun durumu değiştiğinde buradan beyne giden mesajlar sonucu beyin vücudun konumunu değiştirip denge sağlar

 

Nasıl işitiriz?

 

 


1. Kulak kepçesi ile toplanan ses dalgaları kulak yolu ile kulak zarına gelir ve zarı titreştirir.
2. Kulak zarının titreşmesiyle birlikte çekiç, örs ve üzengi kemikleri de titreşir ve bu titreşim oval pencereye iletilir.
3. Üzengi kemiği, ses titreşimlerinin oval pencereden iç kulakta bulunan dalıza iletmesini sağlar. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangozdaki yarım daire kanallarına gönderir.
4. Ses, yarım daire kanallarındaki işitme almaçları tarafından algılanır ve işitme sinirleri aracılığı ile beyindeki işitme merkezine iletilir. Böylece işitme olayı gerçekleşmiş olur.

işitme Bozukluları ve Bunların Tedavi Yolları
Çevrenizde işitme bozukluğu olan kimseler var mı? işitme bozukluklarının sebebi ne olabilir? işitme bozukluklarının birçok sebebi vardır. Bunların bazıları işitme kaybına, bazıları da sağırlığa yani hiç duymamaya yol açabilir. işitme bozuklukları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir.  Kulak zarı sertleşmesi, orta kulakta kemik kaynaması ve iç kulaktaki zedelenmeler doğuştan olabilir. Bazen bir hastalık ya da yüksek şiddette sesler kulağa zarar verip işitme kaybına sebep olabilir. işitme kaybı oluşursa işitme cihazı kullanılması gerekir.
işitme Cihazları: Dışarıdan gelen seslerin şiddetini yükselterek onları kulağın duyabileceği seviyeye getiren küçük elektronik aletlerdir. Genellikle iç kulakla ilgili işitme kayıplarında kullanılır ancak bazen orta kulak rahatsızlıkları için de kullanılabilmektedir. işitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Mikrofon, pil ve kulaklık gibi bazı temel parçalardan oluşur. işitme cihazları duyma bozukluğu olan her yaştaki insan tarafından kullanılabilir.
Wireless Teknolojisi: Duymayan kulaktan duyan ya da az işitme kaybı olan kulağa kablosuz iletim sağlayan yeni bir teknolojidir. Hasta bu cihazla, sesleri daha iyi duyar.

 

Dokunma Organımız Deri
 Deri, en büyük duyu organımızdır ve vücudumuzun dışını tamamen kaplar. Ayrıca vücut ısısını ayarlar, solunum ve boşaltıma yardımcı olur ve vücudu dış etkilerden korur. Derinin üzerinde dokunmayı, basıncı, ağrıyı, sıcağı, soğuğu vb. duyuları algılayan almaçlar vardır.
Aşağıdaki şekli inceleyerek derinin bölümleri hakkında bilgi edinelim.

 

 

 

Deri, üst deri ve alt deri olmak üzere iki tabakadan oluşur.
Derinin bölümleri
a) Üst deri: Derinin alt bölümlerini koruyan tabakadır. Bu tabakada kan damarları ve sinirler bulunmaz. Üst derinin en dış bölümü ölü hücrelerden meydana gelmiştir. Bu bölümün altında canlı hücrelerden oluşan bir tabaka bulunur. Bu tabaka, deriyi güneşten gelen zararlı ışınlardan korur. Üst deride ayrıca derinin rengini belirleyen hücreler de vardır.
b) Alt deri: Üst deriye göre daha kalın olan alt deri, canlı hücrelerden oluşur. Alt deride kan damarları, kıl kasları, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri, kıl kökleri ve duyu almaçları yer alır. Bu bölümün en altında ise yağ tabakası bulunur. Yağ tabakası vücudu çarpmalara ve vurmalara karşı korur ve vücudun ısı kaybını önler. Burada yer alan ter bezleri, terleme ile boşaltıma yardımcı olur.


Derimizle nasıl hissederiz?

Alt derideki duyu  almaçları sıcak, soğuk, basınç, sertlik, yumuşaklık gibi duyuları algılar. Duyu almaçları ile alınan duyular, sinirler yoluyla beyne iletilir ve burada değerlendirilip algılanır. Derinin her yerinde aynı oranda duyu almacı yoktur. Bu yüzden de algılama duyusu derimizin her bölgesinde aynı değildir. Parmak uçları, dudaklar gibi bölgelerde algılama daha fazladır.

 

Deri Hastalıkları ve Bu Hastalıkların Tedavi Yolları
Deri hastalıkları fiziki sebeplerle (kesici, ezici vb. cisimler ile kimyasal maddeler gibi) oluşabildiği gibi parazitler sebebiyle de ortaya çıkabilmektedir. Bunlardan bazıları mantar hastalıkları ile pire ve kene gibi parazitlerin ısırmalarından meydana gelen deri bozukluklarıdır. Deri iltihaplanmalarına yol açan bazı mikroorganizmalar da derideki herhangi bir yaranın üzerine kolayca yerleşebilir. Alerjik deri hastalıkları arasında ise kurdeşen ve egzama sayılabilir. Bazı deri hastalıklarının teşhisinde dermatoskop adı verilen cihaz kullanılır.
Dermatoskop:
Açık tene sahip ve vücudunda çok sayıda ben bulunan kimselerle, daha önce aile üyelerinden biri deri kanserine yakalanmış kişilerin vücutlarındaki güneş lekeleri ve benler dermatoskop ile incelenir. Dermatoskop ile yapılan inceleme sonucunda risk altında olduğu belirlenen kişilere ya ilaç tedavisi uygulanır ya da cerrahi müdahalede bulunulur.

 

Önemli NOT:

Derinin vücudun dışını tamamen kaplayan en büyük duyu organımızdır.

Derinin görevi vücut ısısını ayarlamak, solunuma ve boşaltıma yardımcı olmak, vücudu dış etkilerden korumaktır.

Derinin üzerinde dokunmayı, basıncı, ağrıyı, sıcağı vb. duyuları algılayan almaçların verdır.

 

Koku ve Tat Alma Arasında Bir İlişki Olabilir mi?

 

Koku ve tat alma organlarımız birbiriyle uyumlu olarak çalışır. Dilimiz bir besinin tadını, burnumuz da kokusunu algılar. Kokusu iyi alınamayan besinlerin tadı da iyi alınamaz.

Örneğin nezle olduğumuzda kokuları tam olarak alamadığımız için besinlerin tadını da tam olarak alamayız. Besinlerin tadını tam olarak alabilmek için burun ve dilin birlikte görev yapması gerekir.

 

Koklama Organımız Burun
 Burun, koku alma ve solunum organımızdır. Bu organ, alınan havanın temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun algılanmasını sağlar. Bir süre aynı koku alınacak olursa bu koku bir müddet sonra hissedilmez. Ancak ortama değişik bir koku geldiğinde bu yeni koku fark edilir. Burnun yapısını, bölümlerini ve çevresinde yer alan sinüsleri aşağıdaki şekil üzerinde inceleyelim.

 

 

 

Burun, kemik ve kıkırdakla desteklenen bir organımızdır. Burun boşluğunun duvarı, mukus salgısı üreten hücrelerle kaplıdır. Mukus salgısı üreten bu tabaka mukoza olarak adlandırılır. Mukoza burnun içinin nemli kalmasını sağlar. Burun boşluğunun üst tarafında koku almaçları bulunur. Koku almaçlarının yoğunlaştığı bölgeye sarı bölge denir.
Kokuyu Nasıl Algılarız?
1. Kokulu cisimlerden buharlaşarak ayrılan ve havaya karışan tanecikler, sarı bölgedeki mukus sıvısında çözünerek koku almaçlarını uyarır.
2. Uyartılar beynin koklama merkezine iletilir. Böylece koku algılanmış olur.
Bazı Burun Hastalıkları
Sinüzit: Sinüslerin iltihaplanmasına sinüzit denir. Doktorun tavsiye edeceği ilaçlarla tedavi edilebilir.
Saman nezlesi: Saman nezlesi bir alerjidir. ilkbahar ve yaz aylarında polenler rüzgârlara kapılarak geniş alanlara yayılır. Aldığımız nefesle burnumuza yerleşen polenler şiddetli hapşırıklar eşliğinde burnun suya benzer bir akıntı salgılamasına neden olur. ilaçlarla ya da aşı yapılarak tedavi edilebilir.
Burun akıntısı: Burun akıntısı; nezle, saman nezlesi, sinüzit, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi bir şey kaçmış olması nedeniyle oluşabilir. Ayrıca kızamık başlangıcında da burun akıntısı görülür.
Burun kanaması: Büyümeye bağlı olarak ergenlik döneminde burun kanamaları görülebilir. Orta yaşlarda ise tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan burun kanamaları görülebilir. Burun kanamalarını durdurmak için yapılacak ilk yardım hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.

 

Önemli NOT:

Koku alma ve solunum organı olan burnumuz alınan havanın temizlenmesinde, ısıtılmasında, nemlendirilmesinde ve kokusunun algılanmasında rol oynar.

 

Tatma Organımız Dil

Yiyeceklerin bazılarının tadını severken, bazılarını ise sevmeyiz. Biberin acı, limonun ekşi, çikolatanın ise tatlı olduğunu nasıl ayırt ettiğimizi biliyor musunuz? Bu farklı tatları almamızda görevli olan dilimizin acaba başka görevleri de olabilir mi? Dilimizin tat alma, çiğneme, yutma ve konuşmaya yardımcı olma gibi görevleri vardır. Maddelerin tadının alınabilmesi için bu maddelerin tükürükte çözünmesi gerekir. Dilin yapısını ve tat alma bölgelerini aşağıdaki şekil üzerinde inceleyelim.

 

 

 

Dilin ucunda, yanlarında ve arkasında tat alma tomurcukları yer alır. Tat alma tomurcuklarında tatları algılamaya yarayan almaçlar bulunmaktadır. Dilimizin her bölgesi her tadı alabilir. Ama bazı tatları alan tat tomurcukları dilimizin bazı bölgelerinde daha fazladır. Dilimizin ucu tatlı, arkası acı, ön yanları tuzlu ve arka yanları da ekşi tatları daha fazla alır.
Nasıl Tat Alırız?
1. Tükürükte çözünen maddeler, tat tomurcuklarındaki almaçları uyarır.
2. Almaçlar, aldıkları uyarıları tat alma sinirlerine iletir.
3. Tat alma sinirleri beyindeki tat alma merkezini uyarır ve tat duyusu algılanır.
Bazı Dil Hastalıkları
Tat Körlüğü: insanların bir kısmı bazı maddelerin tatlarını alamazlar. Kalıtsal olan bu duruma tat körlüğü denir.
Dil iltihabı: Çürük dişler, diş eti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık hâline getirmiş kimselerde görülebilen bir tür hastalıktır.
Dil Yaraları: Dilin etrafında görülen kızarıklık ve içi su dolu küçük kabarcıklar dil yaralarının belirtileridir. Bu hastalık hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.

 

işitme engelliler çevreleriyle iletişim kurmak için işaret dilini kullanırlar.
Bu işaret dili harfleri veya kelimeleri anlatmak için sadece ellerin kullanıldığı sembolik işaretlere dayanmaktadır. Bu dil, işitme ve konuşmanın yerini tam olarak almasa da işitme engellilerin iletişim sorununu büyük oranda çözmektedir.
Görme engelliler için kullanılan Braille (Breyıl) Alfabesi’nde, kabartma noktalardan oluşan karakterler kullanılmaktadır. Görme engelliler parmaklarının uçlarını kullanarak bu alfabeyle yazılmış yazıları okuyabilmektedir.

 

Önemli NOT:

Dil tat alma, yutma ve konuşmaya yardımcı olur.

Maddelerin tadının alınabilmesi için bu maddelerin tükürükte çözünmesi gerekir.

Dilin ucunda, yanlarında ve arkasında tatları algılamaya yarayan tat alma tomurcuklarının bulunur.

Tat alma tomurcuklarında tatları algılamaya yarayan almaçların yer alır.

Metabolizma: Canlılarda gerçekleşen yapım ve yıkım olaylarının tamamıdır.

 

Duyu Organlarımızın Sağlığı

 

Duyu organlarımızın sağlıklı kalabilmeleri için onları düzenli olarak kontrol ettirmeliyiz.


Göz sağlığımız için;
• Gözlerimizi temiz tutmalıyız. Başkalarına ait havlu ve gözlükleri kullanmamalıyız.
• Televizyonu uzun süre ve yakından izlememeliyiz.

• Okuma sırasında gözlerimiz ile kitap arasındaki uzaklığın
20–35 cm olmasına dikkat etmeliyiz.
• Gözlerimizi aşırı ışıktan korumalıyız.
• Gözlerimizin görme yeteneğini artırmak için A vitamini içeren besinler yemeliyiz.


Kulak sağlığımız için;
• Kulaklarımızı temiz tutmalıyız.
• Kulaklarımızı soğuktan korumalıyız.
• Kulaklarımızı sert cisimlerle karıştırmamalıyız.
• Kulaklarımızı dış darbelerden korumalıyız.
• Yüksek sesli ortamlarda bulunmamalıyız.
• Patlama sesi gibi şiddetli seslerin olduğu ortamlarda, oluşan basıncın kulak zarımıza zarar vermesini engellemek için ağzımızı açmalıyız.


Burun sağlığımız için;
• Burun kıllarını koparmamalıyız.
• Burnumuzu karıştırmamalıyız.
• Sigara içmemeliyiz.
• Ne olduğunu bilmediğimiz ya da kokusu keskin olan maddeleri koklamamalıyız.

 

Deri sağlığımız için;
• Derimizi ezilme, kesilme ve yanmalardan korumalıyız.
• Vücudumuzu temiz tutarak deri üzerinde mikropların üremesine engel olmalıyız. Bunun için derimizin üstündeki kirleri ve ölü hücreleri, sık sık yıkanarak vücudumuzdan uzaklaştırmalıyız.


Dil sağlığımız için;
• Ağız temizliğine önem vermeliyiz.
• Çok sıcak ya da çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıyız.
• Alkol ve sigara kullanmamalı ve dilimize zarar verebilecek bazı kimyasal maddelerden uzak durmalıyız.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image and video hosting by TinyPic

25/2/2009 - Sinir Sistemi

SİNİR SİSTEMİ

                                Canlıların çevresiyle olan ilişkisini düzenler.Vücuttaki organların uyumlu çalışmasını sağlar.

                                Canlıyı etkileyen iç veya dış değişmelere uyarı,uyarılara yanıt veren sisteme de sinir sistemi denir. Sinir sistemi,nöron adı verilen sinir hücrelerinden oluşmuştur.               

 

                           Nöronlar değişikliğe uğramış çok özel hücrelerdir.Nöronlar bölünerek çoğalma özelliğine sahip değillerdir.Bunu biraz açarsak;deriniz  kesildiğinde yeni deri hücreleri onu tamir eder.Fakat sinir hücreniz öldüğünde tamir söz konusu değildir ve kontrol ettiği sistem ya da organ görevini yapamaz.

 

                             Beyin ve omurilikte bulunan sinir hücrelerinin aksonunda miyelin kılıf bulunur. Miyelin kılıftan dolayı bu sinir hücrelerinde diğerlerine oranla daha hızlı uyartı iletimi olur.

                              Bir sinir hücresinin dentritleri diğer bir sinir hücresinin aksonlarıyla sinaps yaparak birleşirler.Böylece sinir telleri oluşturarak bütün vücudu sararlar.Bu sinapslar beyindeki sinir hücrelerinde ne kadar çok olursa o kadar zeki olursunuz.Bunu da ne,nasıl,niçin sorularını sorup, cevaplarını arayarak yapabilmek size bağlıdır.

                              Sinir hücrelerinde uyartı dentritlerle alınır.Alınan uyartı elektriksel yük değişimiyle aksona taşınır.Sinapslarda salgılanan hormonlar uyartıyı dentritlerden aksonlara iletir.Nöronlara uyartılar 12 metre/saniye ile 120 metre/saniye hızla iletilir.Uyartıları beyne getiren sinirlere duyu sinirleri,uyartıları değerlendiren beyin nöronlarında ara sinirleri ve sonucu kaslara ve organlara ileten sinirlere de hareket(motor) sinirleri denir.

                               Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur.  

                               Beyinde beyincik ve omurilik soğanı bulunur.

 

BEYİN

                               Kafatası içine yerleşmiş,iki yarım küreden oluşmuş,dıştan içe sert zar,örümceksi zar ve ince zarla örtülmüştür.İnce zar,kan damarları ile beyni besler.Beyin,üzeri girintili ve çıkıntılıdır.Bu beyin yüzeyini genişletmiştir.Beynin kabuk kısmı boz maddeden(dentritlerden) öz kısmı ak maddeden(aksonlardan) oluşmuştur.

                               Görevi   

                               Beyin beş duyu organının kontrol merkezidir.Bu merkezlerdeki tahripler duyu organlarının görev yapamamasını sağlar.

                                Beyin canlı vücudundaki tüm duygu ve düşüncelerimizi de kontrol eder.

                                 Beyin,öğrenme,düşünme,bellek ve bilgi üretme merkezidir.

                                 Beyin yarım küreleri vücudu çapraz olarak yönetir.

 

BEYİNCİK

                                  Beynin alt arka tarafında yer almıştır.Yapısı ve özellikleri ile beyne benzer.

                                  Kulaktaki yarım daire kanalları ile beraber vücudun dengesini kontrol eder.Kas etkinliklerini düzenler.

                                  Beyinciği çıkartılan bir canlı dengesini sağlayamaz.

                                                          OMURİLİK SOĞANI

                                   Beyincik ile omurilik arasındadır.Şekli soğana benzer.Boz madde içte,ak madde dışta yer almıştır.Üstü düzdür.

                                   Solunum,dolaşım,kalp atış hızı ve iç organların çalışması gibi istemsiz kasların çalışmasını kontrol eder.

                                                                   OMURİLİK

                                   Omurgaların oluşturduğu omurga kanalına yerleşmiştir.Silindir şeklindedir. Yapısı,omurilik soğanı gibidir.Her omur arasından iki çift sinir çıkıp organlara dağılır.

                                   Omurilik,beyin ile organlar arasında uyartıların alınmasında ve motor sinirlere emirlerin iletilmesinde köprü görevi görür.Omurilik,istek dışı hareketler olan refleks hareketlerinin kontrol edildiği merkezdir.Refleks hareketlerine örnek;diz kapağına vurulduğunda  ayağın hareket etmesi sıcağa dokununca elimizi çekmemiz.Yeni doğan bebeğin meme emmesi gibi.

MERAKLISINA

      -         Yetişkin bir beyin iki yumruk büyüklüğünde ve 1,4 kg ağırlığındadır. Hacim olarak vücutta 1/50 yer kaplar.

-         Beyin, vücudun toplam ağırlığının % 2’sini oluşturmasına karşın, alınan tüm oksijenin % 25’ini, kalorinin % 20’sini ve vücutta dolaşan kanın % 15’ini kullanır.

-         Beynimizdeki nöronların sayısı yaklaşık olarak 100 milyar kadardır. Bunların yaklaşık 10 – 15 milyarı sinir hücresi, geri kalanları yapı taşları işlevi gören gliadır.

-         Her bir beyin hücresi 15.000 beyin hücresi ile bağlantı kurabilir.

-         Her bir nöron diğer nörona 10 milisaniyeden daha kısa bir zamanda ulaşabilir.( Bu süre göz kırpma süremizin onda birinden daha azdır.)

-         Beyindeki nöronların olası bağlantı sayısı tüm evrendeki atom sayısından daha fazladır.

-         Beynin bir gramında bulunan nöronların bağlantı kapasitesi tüm dünyadaki telefon ağından daha fazladır.

-         Beş yaşına kadar nöronlar arasındaki bağlantıların % 50’den fazlası kurulmuş olur.

-         Beyin hücreleri diğer hücrelere kıyasla daha az ve daha yavaş ölür; yerine yeni hücre üretilmez.

-         Ortalama bir insan beyin kapasitesinin ancak % 1 – 2’sini kullanabilmektedir.

-         İnsanlık son on yıl içinde beyin hakkındaki bildiklerini ikiye katladı. Ancak bugün beynimizin en fazla % 5’ini anlayabiliyoruz.

-         Beyne her 10 saniyede yeni bir bilgi yüklense bile ortalama bir ömürde beynin ancak yarısı kullanılmış olur.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image and video hosting by TinyPic

25/2/2009 - Sindirim Sistemi

SİNDİRİM SİSTEMİ



Sindirim: Büyük moleküllü besin maddelerinin, sindirim sistemi organlarında parçalanarak, kana geçebilecek hale gelmesine sindirim denir.

Besin maddelerinin içeriklerine göre karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, su ve mineraller olarak gruplandırıldığını biliyoruz. Besin içerikleri büyük moleküllerdir. Büyük moleküllü besin içeriklerinin hücrelerimizin kullanabileceği kadar küçük moleküllere parçalanması gerekir. Yediğimiz besinler hücrelerimize geçebilecek duruma sindirim işlemi sonucunda gelir.

Büyük moleküllü besin maddeleri:

Karbonhidratlar ------------------>Glikoz
Proteinler ------------------>Amino asit
Yağlar ------------------>Yağ asidi+ gliserol (gliserin)
Şeklindeki küçük moleküller haline gelerek kana geçerler.

Sindirim faaliyetleri iki çeşittir: Mekanik sindirim ve Kimyasal sindirim
1) Mekanik Sindirim: Besinlerin sindirim enzimleri kullanılmadan, yalnızca fiziksel olarak – dil, diş, mide, bağırsak hareketleri sayesinde- parçalanıp, küçük parçacıklar haline getirilmesidir. Yani besinlerin kesilmesi, parçalanması, mide ve bağırsaklarda salgılanan sular sayesinde boza kıvamına getirilmesidir.
2) Kimyasal Sindirim: Parçalanmış ve sulandırılmış besinlerin enzimler yardımıyla ( tükürük, mide ve bağırsak öz suları, pankreas ve karaciğer salgılarıyla) kimyasal değişime uğrayıp, yapı taşlarına parçalanmasına denir. Kimyasal sindirimde mutlaka enzim ve su kullanılır.

Sindirim sistemini oluşturan organlar




• Ağız: Besinlerin mekanik sindirimi çiğneme ile gerçekleşir. Karbonhidratların kimyasal sindirimi ise tükürük içerisinde bulunan enzimler sayesinde başlar.
• Yanaklar, dudaklar, küçük dil ve damak tarafından çevrilmiş boşluktur. Ağızda dişler, dil ve tükürük bezleri bulunur.
• Yutak: Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlar.Yutakta sindirim olmaz.
• Yemek Borusu: Besinleri yapısında bulunan kaslar yardımıyla mideye iletir.Yemek borusunda sindirim gerçekleşmez.
• Mide: Besinlerin mekanik sindirimi, midenin kasılıp gevşeme hareketi ile devam eder. Kimyasal sindirim ise mide öz suyu içinde bulunan mide asidi ve enzimler tarafından gerçekleştirilir. Böylece, besinler parçalanarak küçük moleküller hâline getirilmiş olur. Proteinlerin sindirimi midede başlar.
• İnce Bağırsak: Yağların kimyasal sindirimi burada başlar. İnce bağırsağa gelen pankreas öz suyu ile yağların, karbonhidratların ve proteinlerin sindirimi tamamlanır. Besinler ince bağırsakta en küçük moleküllerine kadar parçalanır. Bu moleküllerin ince bağırsaktan kan damarlarına geçmesi olayına emilim adı verilir. İnce bağırsak, sindirim sistemimizin en uzun bölümüdür.
• Kalın Bağırsak: Besinler içerisinde kalan su, kalın bağırsak tarafından emilir. Atık maddeler ise sindirim sisteminin son bölümü olan anüse gönderilir.
• Anüs: Besin maddelerinin vücudumuz tarafından kullanılamayan bölümü anüs yoluyla atık madde olarak vücuttan uzaklaştırılır.

Sindirime yardımcı organlar

Karaciğer: Safra adı verilen bir salgı üretir. Safra salgısı bir kanal yoluyla, yağların kimyasal sindirimini gerçekleştirmek üzere ince bağırsağa gönderilir. Karaciğer Vücudun en büyük organı olup ( yaklaşık 2 kg kadar), karın boşluğunda ve sağ üst kısmında yer alır. Karaciğer sağ lob ve sol lob olmak üzere iki kısma ayrılır. Loblarda öd salgısı ( safra ) üretilir. Karaciğerden ayrılan bir kanal, loblarda üretilen safrayı safra kesesine taşır.
Pankreas: Pankreas öz suyunu salgılar. Pankreas öz suyu proteinlerin, karbonhidratların ve yağların kimyasal sindirimini gerçekleştiren enzimler içerir.
Midenin sol alt kısmında yer alır. Uzunca bir yaprağı andırır. Ortasında boydan boya uzanan bir kanal vardır. Pankreas hem hormon, hem de enzim salgılayan karma bir bezdir.
* Pankreas, ince bağırsağın uyarması sonucu öz su salgılar. Pankreas öz suyunda lipaz, amilaz ve tripsinojen enzimleri bulunur.
Lipaz, amilaz ve tirpsinojen enzimleri, protein, yağ ve karbonhidrat sindiriminde etkilidir. Pankreas, bu enzimleri virsung kanalı ile onikiparmak bağırsağına aktarır.
* Pankreas aynı zamanda insülin ve glukagon hormonlarını salgılar ve doğrudan kana verir. İnsülin kandaki şeker oranını azaltıcı etki yapar. Glukagon ise kandaki şeker oranını artırıcı etki yapar. İnsülin hormonunun çeşitli sebeplerle yeterince salgılanamaması şeker hastalığına yol açar. Çünkü böyle bir durumda kandaki şeker miktarı yükselir.

Önemli notlar:

1. Canlılar hayatları için gerekli olan enerjiyi besinlerden sağlar.
2. Besinlerdeki enerjiyi elde edebilmek için o besinleri küçük parçalara ayırıp hücre içine almamız lazım.
3. Küçük parçalara ayrılan besinler mitokondride oksijenle yakıldıktan sonra içlerindeki enerji kullanılabilir hale gelir.
4. a) Karbonhidratlar glikoz halinde hücre içine girerler.
b) Proteinler amino asit halinde hücre içine girerler.
c) Yağlar yağ asiti + gliserol halinde hücre içine girerler.
5. Asıl enerji kaynaklarımız karbonhidratlardır.
6. Su, mineraller ve vitaminler sindirime uğramadan kana geçerler.
7. a) Karbonhidratların sindirimi ağızda başlar ince bağırsakta sona erer.
b) Proteinlerin sindirimi midede başlar ince bağırsakta sona erer.
c) yağların sindirimi ince bağırsakta başlar ince bağırsakta sona erer.
8. İnce bağırsakta sindirilmiş olan besinler hücrelere aktarılmak üzere kana geçer bu olaya emilim denir.
9. Sindirim artıkları kalın bağırsağa aktarılır orda su, mineraller ve vitaminin emilimi gerçekleşir. Kalanlar ise anüse aktarılır ve buradan da vücut dışına atılır.


Sindirim sistemi hastalıkları

1. Ülser: Mide özsuyunun mide ve onikiparmak bağırsağını aşındırmasıdır.
2. Reflü: Asitli mide içeriğinin yemek borusuna uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olması.
3. Gastrit: Mideyi koruyan mukozanın iltihaplanması.
4. Dizanteri: Basit yapılı canlıların kalın bağırsağa yerleşerek yol açtıkları hastalıktır.
5. Gıda zehirlenmesi: Bozulmuş, mikroplu yada kirli besinlerin yol açtığı hastalıktır.

 

Hazırlayan:HAŞİM BAŞTÜRK

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Image and video hosting by TinyPic

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


Image and video hosting by TinyPic


Takvim





Image and video hosting by TinyPic

Gazete-Haber




Image and video hosting by TinyPic

Çeviri Yap

Türkçe - Yngilizce Sözlük
ç - y - ? - ö - ? - ü
Kelime:


Arama Motoru



Image and video hosting by TinyPic


Chat Box

Image and video hosting by TinyPic

Bloguma hosgeldiniz. Burada istediğinizi bulacağınıza eminim. Her konuya eşit ağırlık vermeye çalışıyorum. Bloguma gerçekten çok emek verdim. İyi vakit geçirmenizi diliyorum. Öneri, istek ve şikayetlerinizi bekliyorum. Sevgiler, Cerenile

CEREN İLE


Image and video hosting by TinyPic

Bannerim